29 Mayıs 2009 Cuma

YUMURTA VE ÇILBIR


YUMURTA
Tüm annelere özellikle çalışan annelere tavsiye, çocuklarınıza fast-food yedireceğinize yumurta yedirin.
Araştırmalara göre yumurta proteinleri %100 oranında vücut proteinlerine dönüşmektedir. İşte bu nedenle yumurta proteini örnek protein olarak kabul edilmiştir.
Yumurta akındaki proteinin kalitesi yüksektir. Yumurtadaki yağ genellikle doymuş yağ asitleridir.Yumurtada çok az karbonhidrat vardır.Yumurtanın sarısı demir, Vit-A ve B-kompleks vitaminlerce zengindir.Genellikle sarı mısır, yeşil otlar, ve arpa ile beslenen tavukların yumurtalarının sarısı , hazır yemle beslenenlerinkine göre koyu sarıdır.Ancak koyu sarı olması Vit-A aktivitesinin yoğun olduğunu göstermez.
Yumurtadaki Bozulmalar:
Buzdolabında bir hafta bekletilmiş yumurta, oda ısısında bir gün bekletilmiş yumurtadan daha tazedir .Oda sıcaklığında bekleyen yumurta zamanla tazeliğini yitirir ve değişime uğrar bunlar:
-yumurta akı sulu bir görünüm alır
-su ak’dan sarıya geçer
-hava yeri büyür
-genel su kaybı nedeniyle yumurta hafifler
-asitiği yükselir( bu yumurta yüksek ısıda pişirilirse sarısının yüzeyinde yeşil bir renk oluşur)
-yumurta proteinin yapısı bozulur
-kötü bir koku verir
-eğer yumurtanın kabuğu kirli ise buradaki mikroplar zamanla yumurtanın içine kadar girer orada çoğalır ve yumurtanın yapısal durumunu bozar

Yumurtanız Taze mi? :
-Bayat yumurtaların hava boşluğu büyümüş ve içi bozulmuştur. Yumurta sallandığı zaman ses çıkarır.
-Çatlak veya kırık yumurtalar, bakteriler için çok uygun bir ortam oluşturduğundan kesinlikle kullanılmamalıdır.
-Taze yumurta ışığa doğru tutulup bakıldığında saydam görünür, bayat yumurtada ise saydam görüntüyle karşılaşılamaz.
-Taze yumurta kırıldığı zaman yumurta akı saydamdır, sarısı dağılmamış esnek ve kubbelidir.
-Bir kabın içine tuzlu su doldurup yumurtayı suya bırakın. Yumurta kabın dibinde yatay halde duruyorsa taze demektir. Eğer yumurta kabın içinde dik duruyorsa orta tazeliktedir. Ancak suyun üzerinde yüzen yumurtayı doğrudan çöpe atın.
-Dikkatli kırıldığında sarısı dağılmadan ortada, ak’da onun etrafında düzgün bir şekilde duruyorsa yumurta tazedir.
Yumurtanın Nasıl Pişirilmesi Önerilir:
-Normal katılaşmış ancak çok fazla pişirilmemiş yumurtanın sindirimi oldukça kolaydır. Pişirilecek su kaynama derecesinde ise 10-12 dk da bu kıvama gelir.

Yumurtayı Nerelerde Kullanırız:
-
Hazırladığımız yiyeceklerin besleyici değerini arttırmada kullanabiliriz.
*Sebzelerin protein miktarı düşüktür. Bu nedenle sebzelere yumurta kırılması protein, vitamin ve mineral açısından dengeli karışımların oluşmasını sağlar.
*Yumurta tahıl grubundaki besinler ile tüketildiğinde (örneğin; makarnaya kırılırsa, böreklerde kullanılırsa vb.) protein kalitesini arttırmış oluruz.
-Yumurta mutfağın çimento harcı gibidir. Yumurtayı birçok besini hazırlamada yardımcı olarak kullanabiliriz.
*Yumurta akı proteinlerinin form oluşturucu ve bu yolla kabarmayı sağlayıcı özelliği vardır. Bu nedenle kek hazırlamada doğal kabartıcı olarak tercih edilmektedir.
*Yumurta proteinleri ıs ile katılaştığı için sütlü tatlılarda ve çorbalarda koyulaştırıcı ve kıvam sağlayıcı olarak kullanılır.
*Katı pişirilmiş yumurta ile salataların (piyaz, patates salatası vb) süslemesi yapılabilmektedir.
*Yumurta, pasta ve keklerin renklendirilmesini sağlar.


Yumurtanın Saklanması
*Yumurtaları buzdolabının yumurta rafına dizin ya da kendi kartonunda saklayın. Farklı bir kaba aldığınız takdirde, yumurta kabuğundaki bakteriler ve diğer mikroplar kaba bulaşarak hastalığa neden olabilir. *Yumurtaların, buzdolabındaki diğer besinlerle temas etmemesine dikkat edin. *Yumurta -1 ile +1 C’ler arasında uzun süre saklanabilir.

Yumurta ile yapılan besleyici ve lezzetli bir öneri ÇILBIR(4 Kişilik)


Malzemeler:

*4 yumurta *1 kase yoğurt *3 diş sarımsak *1 çorba kaşığı sirke *Tuz *1 kaşık tereyağı *Kırmızı biber

Hazırlanışı:
*Küçük bir tencereye bol su koyarak kaynatın. İçine bir kaşık tuz ve sirke ilave edin.(yumurta kırıldığında dağılmasını önlemek için sirke konuyor.)
*Kaynayan suyun içine yumurtaları, dağılmadan dikkatlice kırın.
*Beyazları tamamen pişince süzgeçli kaşık ile sarıları dağılmadan tabağa alın.
*Üzerine sarımsaklı yoğurt dökün. Kırmızı biberi tereyağında kızdırın. Yağı yoğurdun üzerinde gezdirin.

KARADUT ŞURUBU


Dut ağacından beslenen zararlı böcek olmadığı için herhangi bir tarım ilacı da kullanılmaması nedeni ile dut dünyanın en ekolojik ürünlerinden biri olarak sayılıyor.
Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği, karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu biliniyor.
Kaynak: http://www.tarimsalbilgi.org/

BİR EFSANE ……….KARADUTUN AŞKI
Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe, delikanlının ki ise Piremus idi. Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karşı aşk beslerlerdi. Fakat aileleri görüşmelerini istemezdi.Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe ağaca Piremus’dan önce varmıştı. Gittiğinde avını yeni yemiş ağzından kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak mağaraya doğru koşmaya başladı. Farkında olmadan yolda boynundaki eşarbını düşürmüştü. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup kalmıştı. Kocaman aslanın ağzında kanlarla birlikte biricik sevgilisi Tispe’nin eşarbını parçalıyordu. O an aklına gelen ilk ve tek şey aslanın Tispe’yi öldürerek yediğiydi. Tispesiz yaşayamazdı. Aklından geçen sadece aşkı uğruna canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Kanlar içinde cansız bedeni yere düştü.Tispe ise korkusunu bir kenara atıp bir an önce aşkını görmek için mağaradan çıkmaya karar vermişti. Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle yüzleşti. Piremus’un cansız vücudu yerdeydi ve elinde Tispe’nin düşürdüğü eşarbını tutuyordu. İlk önce genç kız olanlar karşısında ağlamaktan hiçbir şeyi anlayamamıştı. Ama eşarbı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı. Bir an ve mağarada düşündüğü o korkunç şey başına gelmişti. Ve onun öldüğünü düşünen Piremus aşkı uğruna canına kıymıştı. Tispe bir an bile düşünmeden hançeri aldı ve göğsüne sapladı. Birden vücudu Piremusun bedeninin üstüne yığıldı. O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran ağacı bunların aşkına adadılar. Piremus’un kanını bu ağacın meyvelerine, Tispe’nin gözyaslarını ise ağacın yapraklarına verdiler. O günden beri karadut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini, (Piremus’un kan lekesini), dut ağacının yaprakları, (Tispe’nin gözyasları) temizler. Bilirmisiniz dut ağacının meyvesinin lekesi çıkmaz ama elinize ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin gittiğini göreceksiniz.


KARADUT ŞURUBU

Malzeme:
* 1 kg ekşi karadut
* 1,5 kg toz şeker
* Eğer karadut tatlı ise şuruba 50gr limon tuzu ilave edilir.

Yapılışı:
*Karadutun saplarını ayıklanıp temizleyin, bol suda zedelemeden yıkayın ve süzgece koyun.
*Suyu süzülmüş karaduta toz şekeri ilave edin, yoğurun ve şekerin erimesi için yaklaşık 10 saat bekletin.
*İnce delikli süzgeçten geçirerek süzün.
*Geri kalan posaya da yarım su bardağı su katarak tekrar yoğurun ve süzgeçten geçirin.
*Şurubu şişelere doldurun ve buzdolabında saklayın.
*Konsantre olarak hazırlanan bu şurubu ikram ederken, beşte biri şurup olmak üzere sulandırın.

26 Mayıs 2009 Salı

ŞAM TATLISI


Yiyenler tarafından çok beğenilen, hafif ve her uygulandığında iyi sonuç veren bu şam tatlısının tarifini teyzem yılar önce, Adanalı olan kayınvalidesinden almış. Adana’da meşhur olan bu tatlı genelde okul önlerinde seyyar satıcılar tarafından satılırmış.

İrmikli tatlıları çok seven eşim için teyzem bu tatlıdan yaptı, bizde afiyetle yedik.

ŞAM TATLISI
Malzemeler:
*1/2 kg irmik
*1 kase yoğurt
*1 kase toz şeker
*1 tatlı kaşığı karbonata

Şerbet için:
*2 kase şeker
*1/2 kase su



-Pişirmeden önce üzerinin kızarması için isteğe bağlı olarak 2 yemek kaşığı kadar pekmez sürülebilir.
-Üzeri çam fıstığı, hindistan cevizi ile süslenir.
Yapılışı:
· Tatlıyı pişireceğiniz tepside irmik, şeker, karbonatayı harmanlayın, üzerine yoğurdu ilave ederek iyice karıştırın, hamuru tepsiye yayın ve kesin.
· Üzerine fıstıkları yerleştirerek, 2 yemek kaşığı kadar pekmez sürün.
· Fırında 150 C de yaklaşık 40 dakika kadar pişirin.
· Fırında tatlı pişerken 2 kase şeker ve ½ kase su ile şerbeti hazırlayın ve soğumaya bırakın.
· Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine soğuk şerbeti dökün.

22 Mayıs 2009 Cuma

2. YEMEK.NAME TOPLANTISI YAPILDI


Devletşah’ın düzenlediği 2. yemek name buluşması 16 Mayıs günü Dolmabahçe Sarayı’nın Cafe’sinde yapıldı. Geçen seferki gibi kızımın okulunda yine toplantı vardı .Yine sabah erkenden okula oradan da bir koşuşturmayla eşim ve kızımla Dolmabahçe cafe’ye gittik.

Bu toplantıda 1. toplantıya katılan Yemek.Name’nin saray mutfakları yazarı Gül Fatma KOZ, Nilay (http://www.mutfaksırları), Müge(http://www.mügecerman.com/), Elif(http://www.dobisko.com) ile tekrar görüşmüş olduk .
Ayrıca; 1. toplantıda olamayan Serpil, Yağmur( http://yagmurdesign.blogcu.com), Davut (http://www.davuttopcan.com), Vildan (http://lezzetduragi.blogspot.com) ve toplantının en cıvıl cıvıl hoş sohpeti sevil ile (http://birdemliksohbet.com) tanışma fırsatım oldu.
Yaklaşık bir yıldır site kurma planları yapıp, nihayet şubat ayında bu planlarımızı gerçekleştirdiğimiz canım arkadaşım Mine’nin de(http://www.birnefes.org) toplantıya katılması beni çok mutlu etti.

Ev sahipliği için Devlatşah’a ve Gül’e tekrar teşekkürler.

Dolmabahçe fotoları http://www.flickr.com/photos/devletsah/

8 Mayıs 2009 Cuma

PATLICAN KARNIYARIK


TÜRK MUTFAĞININ VAZGEÇİLMEZ SEBZESİ PATLICAN
Günümüzde tarım ve teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde hemen her mevsimde bütün sebze ve meyvelere ulaşma imkanımız var. Ancak, sebzeleri doğal olarak yetiştiği aylarda tüketmeye dikkat etmeliyiz. Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim – Kasım aylarında yetişen mevsim patlıcanını artık pazarlarda ve manavlarda görmek mümkün.
Patlıcan mavi sebzeler grubuna girmektedir. Patlıcanda bulunan bir madde alerjilere ve iltihaplanmalara karşı vücudu korur. Ayrıca kandaki kolesterol oranının düşmesine de yardımcı olur. Patlıcan, meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenme programına katıldığı zaman yaşlanma sürecini de geciktirir. Ciltte kırışıkların belirmesini geciktiren önemli bir unsurdur.Strese, yaşlanmaya ve zihinsel sorunlara karşı patlıcan çok etkili bir silah.
Olgunlaşmamış patlıcanda bulunan solanin maddesi, patlıcan pişmeden tüketildiğinde zehirlenmelere yol açmakta. Ancak, patlıcanı pişirildiğinde, bu madde parçalanarak yok olur.

Patlıcanın besin değeri:
100 gr patlıcanın kalori değeri 24’dür. 100 gr patlıcanda 1.1 g protein, 2 g yağ, ve 5.5 g karbonhidrat vardır. Vitamin içeriği bakımından ise; 100 gramında 30 IU A vitamini, 0.4 mg B1 vitamini, 0.5 mg B2 vitamini ve 5 mg C vitamini bulunmaktadır. İçinde bir miktar nikotin de vardır.

Patlıcandan çok çeşitli Türk yemekleri yapılmakta imambayıldı, musakka, karnıyarık, kızartma, közlenmiş patlıcan salatası, patlıcan kebabı, turşusu ve reçeli bunlara bir kaç örnektir.

KARNIYARIK
Malzemeler
*6 adet orta boy patlıcan
*250 gram kıyma
*1 adet büyük soğan, küp küp doğranmış
* adet domates
*3 adet sivri biber, ortadan ikiye kesilmiş
*Tuz, karabiber
*2 diş sarımsak
*Yarım su bardağı kaynamış su
*1 çorba kaşığı domates salçası
*Sıvı yağ
*½ demet ayıklanmış maydanoz
Yapılışı
*Patlıcanları alacalı soyup 30 dakika tuzlu suyun içinde bekletin.(Acılığını gidermek ve kararmasını önlemek için)
*Bu sırada bir tavada 1 çorba kaşığı sıvıyağ ile kıymayı kavurmaya başlayın, soğanı ekleyip kavurmaya devam edin üzerine ince doğranmış sarımsakları da ilave ederek kavurun.
*Domateslerden birini karışımın üzerine rendeleyin, isteğe bağlı olarak maydanozu , yarım çorba kaşığı salçayı, tuzunu ve karabiberini ekleyip domatesin suyunu çekene kadar pişirin.
*Tuzlu suda bekleyen patlıcanların iyice suyunu sıkıp kurulayın.
*Patlıcanları kızgın yağda (fazla yağ çekmemesi için) kızartıp, kağıt havluyla fazla yağını çektirin.
İki kaşık yardımıyla patlıcanları ortalarını açarak hazırladığınız içle doldurun tepsiye dizin.
*Üzerine yarım su bardağı kaynamış suyla ezdiğiniz yarım çorba kaşığı salçayı dökün.
*Her patlıcanın ortasına yarım sivri biber ve bir dilim domates yerleştirip önceden ısıtılmış 200C deki fırında suyunu çekinceye kadar pişirin.

NOT: Patlıcan çok yağ çeken bir sebzedir, bol yağlısı da çok lezzetli olur.Ancak; karnıyarık yaparken fazla yağlı olmasını istemiyorsanız, patlıcanları kızartmak yerine közleyip kabuklarını soyabiliriz yada patlıcanları suda beklettikten sonra bir tencereye dizerek üzerine bol domates, doğranmış sarımsak, tuz ve birazda şeker ekleyip kendi suyuyla biraz diri kalacak şekilde pişirip daha sonra içini doldurabiliriz.

İÇLİ KÖFTE


İç Malzemesi:

*250g yağlı kıyma
*2 adet soğan
*1 paket margarin
*1 su bardağı kırık ceviz içi
*Karabiber
*Tuz

İç Harcının Hazırlanması:
*Soğanları ince ince doğrayın.
*Margarin, soğan, kıyma suyunu çekinceye kadar kavurun. Biber salçası ve ceviz içini koyarak karıştırın.
* İç harcı önceden hazırlayın, buzdolabında dondurun.

Dış Malzemesi:
*250 g iki kere çekilmiş yağsız kıyma
*3 su bardağı ince bulgur( önceden ıslatılmış)
*1 yumurta
*1 adet rende soğan
*1 tatlı kaşığı biber salçası
*Tuz
*Yarım su bardağı un

Dışının Hazırlanması:
*Bulguru bir bardak su ile ıslatın. Şişince kıyma ile iyice yoğurun.
*Yumurta, salça, tuz, un, karabiberi de ilave edilerek yoğurun.
*Yumuşak ve ele yapışmayan bir hamur elde edin.
*Hazırlanan bulgur hamurundan ceviz büyüklüğünde parçaları avuçlarınızın arasında yuvarladıktan sonra, ortalarına işaret parmağınızla bastırarak içlerini oyun.
*Oyukları önceden hazırladığınız kıymalı harçla doldurup kapatın ve yuvarlatarak şekil verin
*Kaynar suya atın 4-5 dk haşlandıktan sonra tel süzgeçle alın ve servis yapın

PÜF NOKTASI: Haşlama suyuna 2 damla limon damlatılırsa köfteler dağılmaz, pişen köfteler suyun yüzeyine çıkar.
NOT:

-Köfteleri yapmak zor geliyorsa bir fırın tepsisine önce dış malzemenin yarısı ,üzerine iç malzeme en üstüne kalan dış malzemeyi yayarak fırında pişirebilirsiniz.
-Yukarıdaki malzemelerle iç harcına bir kahve fincanı kadar haşlanmış pirinç ilave ederek hazırlayabilirsiniz.


KIRMA BÖREĞİ


Özellikle Trakya bölgesinde çok yapılan bir börek tarifi.Rahmetli anneannemden gelen bir alışkanlıkla annemin ve teyzelerimin misafir geleceği zaman hemen yaptıkları çok pratik ve lezzetli puf gibi kabaran bir börek. Pişirmeden önce üzerine dökülen yoğurda kaymak ilave edildiğinde lezzeti daha da artıyor.

MALZEMELER:
3 Adet yufka
500 gr lor
İsteğe bağlı olarak yarım demet maydanoz

ÜZERİNE:
1 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta

YAPILIŞI:
1. Yufkayı serin üzerini hafif yağlayın, ikiye bölüp lordan serpiştirin.
2. Yarım yufkayı kenarları üst üste gelecek şekilde katlayın ve enlemesine iki elinizle büzdürün.
3. Yaklaşık 10cm boyutlarında keserek, yağlanmış tepsiye yan yana dizin.
4. Üzerine dökülecek malzemelerin tümünü çırparak böreklerin üzerine kaşıkla yaydırın.
5. Orta dereceli fırında üzeri kızarana kadar pişirin.

Cevizli Çörek






Safranbolu Usulü Cevizli Çörek

Malzemeler:
-1 su bardağı süt
-1 paket kuru maya
-1 su bardağı sıvıyağ
-1 tatlı kaşığı toz şeker
-1 çay kaşığı tuz
-alabildiği kadar un
-üzerine sürmek için yumurta
-bol dövülmüş ceviz



Yapılışı:

1-Bir kaba unu koyun , ortasını havuz gibi açarak ılık sütü dökün, içerisine mayayı ve şekeri ilave ederek mayanın biraz kabarmasını bekleyin.
2- Daha sonra sıvıyağ ve tuzu da ekleyip yoğurarak yumuşak, ele yapışmayan bir hamur yapın.Bu arada kıvamı ayarlamak için gerekirse un ilavesi yapın.
3- Hamuru yarım saat dinlendirdikten sonra 10-12 parçaya ayırın. Her parçayı yufka açar gibi açın, üzerlerine sıvı yağ sürüp cevizleri serpin. Rulo şeklinde kapatıp kıvırarak resimdeki şekilde sarın.
4- Üzerine yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 190 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.

SAFRANBOLU ve SAFRAN

Geçtiğimiz hafta sonu eşimin ailesinin oturduğu yer olan Safranbolu’ya giderek kısa bir tatil yapma fırsatımız oldu. Dünya miras listesine giren ve gerçekten çarşısında, sokaklarında gezerken hissedeceğiniz, yaşayan tarih olarak adlandırılan Safranbolu’yu ve burada yetişen safran bitkisini gıda güncesinde tanıtmak istiyorum.

18.yy’da yapımına başlanan, 20.yy. başlarında sonlanan bir dönemde yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Osmanlı–Türk mimarisinin özelliklerini gösteren evler bulunmakta, bu evler Türk toplum yaşantısını günümüze aktarmaktadır. Bu eserlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır.




















Safranbolu’da Türk mutfağı temsil eden zengin yemek çeşitleri yer almaktadır. Bunlar: tarhana çorbası, yayım çorbası, pirinç çorbası, çılbır, borana, kuyu kebabı, etli koruklu bamya, etli yaprak sarması, keşkek, tereyağlı uzun fasulye, zeytinyağlı yaprak sarması, saç bükmesi, safranbolu bükmesi, cevizli keşli yayım, perohi, cevizli çörek, sini çöreği, göbü, gaygana, suböreği, saç bükmesi, Safranbolu baklavası, höşmerim, su muhallebisi, safranlı zerde, safranlı aşure, haluşka, helva, yaprak helvası, lokum. Bunların yanında domates salçası, tarhana, yayım (erişte), asma yaprağından salamura, dut pekmezi, üzüm pekmezi, erik, elma kurusu, dut kurusu, elma, ayva, kızılcık marmelatı ve yufka kışlık olarak yapılarak saklanır.























Safranbolu’ya gittiğinizde tarihi evlerde kalmak ayrıca, müze evleri, hıdırlık tepesi, kale, yemeniciler arastası, demirciler ve bakırcılar çarşısı, tarihi hamamı, cinci hanı, kent tarihi müzesi, havuzlu konağı, İncekaya su kemerini, Bulak Mencilis Mağarasını ve Yörük köyünü gezmek sizi tarihte bir yolculuğa çıkarmaya yetecektir. Safranbolu’nun içini mini gezi araçlarıyla gezebilirsiniz.
Kuyu kebabı, safranlı zerde tatlısı, Çevrikköprü de etli ekmek, havuzlu konakta havuz başında kahve ve salep içmeden, baklava ve meşhur fındıklı lokumunu yemeden, lokumcusunda Lokum, Arasta’dan toz sahlep ve erik pestili, safran almadan dönmeyin.


















Safranbolu tarihi ve evleri hakkında yazdığım yazıyı http://www.birnefes.org/ sitesinden okuyabilirsiniz.

SAFRAN

Safranbolu ismi safranı bol veya safran şehri anlamına gelmektedir.
Safranbolu da yetişen ve ilçeye adını veren safran çiçeğin bilimsel adı Crocus sativus. 20-30 cm boyunda olan, soğanlı, mor çiçekli bu kültür bitkisinin sadece dişi organlarından safran elde ediliyor.















Dünyanın en eski ve en değerli baharatlarından biri olan safran Hititler döneminden beri Anadolu’da ilaç olarak kullanılmış. Osmanlı döneminde ise safran karabiberden sonra en fazla kullanılan baharat olup, genellikle gülsuyu ya da sirke içinde çözülmüş olarak, pilavlara, yahnilere ve zerde gibi bazı tatlılara hem çok özel bir lezzet hem sarı rengi vermek için katılırmış.
Sadece 1 kg safran elde etmek için yaklaşık 100-150 bin safran çiçeği gerekiyor. Bu nedenle safran çok pahalı 1 ve 2 gr.lık cam kavanozda ya da çeyrek veya yarım gr.lık poşetlerde bir gramı 5 ile 6 € arası satılmakta.
Kendi ağırlığının 100.000 katı suyu sarıya boyayabilme özelliğine sahip olması sebebiyle kozmetik, gıda ve ilaç endüstrisi gibi birçok sektörde halen kullanılmakta.
Kıymetli bir ürün olduğundan piyasada sahtesi de bol. Bu nedenle satın alırken ya da safranlı olduğu söylenen ürünleri kullanırken dikkatli olmak gerekiyor.

Geçmişte, Safranbolu’nun 40 kadar köyünde yetiştirilen safranın, ülkemizde gıda sanayiinde ve yöresel tatlılar dışında yemeklerde kullanılmıyor olması, boya, sağlık ve kozmetik sektörlerinde teknolojinin ilerlemesiyle artık eskisi kadar ihtiyaç kalmaması, yurt dışından gelen safranın daha ucuz olması, safran tarımını azalttığı belirtilmektedir. Ancak; Davutbası Köyünde iki dönüme yakın bir alanda yetiştirilirken yapılan projeler ve desteklemelerle birkaç kişi daha safran tarımı yapmaya yönlendirilmiştir.

Safran Nerelerde Kullanılır: Sıra dışı tadı ve yemeklere kattığı parlak sarı renk nedeniyle safran Arap, Orta Asya, Avrupa, Hint, İran, Fas mutfaklarında oldukça yaygın olarak kullanılır. Pilav, sos, tavuk yemekleri, çorba, makarna, şekerlemeler ve likör, zerde, aşure ayrıca; Safranbolu’da lokum imalatında kullanılmaktadır.
Safran Nasıl Kullanılır: İncecik safran iplikçiklerini kısa bir süre sıcak suda yumuşatılır, ardından bu suyla birlikte pişirilecek malzemeye katılır.
Hava ile temasını önlemek için hava geçirmez kaplarda saklanmalıdır.

Safranın Yararları: Geleneksel tedavi yöntemi olarak çok eski bir tarihe sahip olan safranın antioksidan ve benzeri özellikleri olduğu modern tıp tarafından bulunmuştur. Gaziosmanpaşa Ünv. ZF. Prof. Dr. Hüseyin Koç safranın gıda sanayisinde hammadde olarak kullanılmasının yanı sıra kaşıntıyı ve vücut yüzeyinde bulunan sivilceleri tedavi edici, sakinleştirici, teskin edici, ateş düşürücü, terletici, sinir sistemini rahatlatıcı, balgam söktürücü ve iştah açıcı özelikleriyle tanındığını belirtmektedir.
Kaynak:
http://www.haber7.com/haber
http://www.wikipedia.org/